2 Aralık 2012 Pazar

TEKNOLOJİ BİZİ NE KADAR MUTLU ETTİ?


                                TEKNOLOJİ BİZİ NE KADAR MUTLU ETTİ?
Önümüzdeki yıllarda insaoğlunun kendine soracağı soru şu olacaktır.Bizim daha fazla mutlu olabilmemiz için teknolojiye ne kadar ihtiyacımız var veya teknoloji ilerledikte bizim mutluğumuz giderek  artıyor mu ?Çünkü  derinlemesine düşündüğümüz zaman 300-400 yıl önceki insanlar bizden daha az mı mutluydular.Eğer mutluluğu ölçen bir araç ve zaman makinemız olsaydı .Onların yanlarına gidip  mutluluk derecelerini ölçseydik.Bide  gelip bizim insanlarımızın mutluluğunu ölçsek önümüze ne gibi sonuçlar çıkardı?Teknolojinin insanların mutlu olmaları için çokda gerekli olmadığını anlardık.

Teknoloji insanların hayatlarını kolaylaştırdığı kadar insanların hayatlarına sorunlarda getirmiştir.Teknolojinin gelişmesiyle şehirleşmede büyük oranda arttı.Köylerden şehirlere göçler gerçekleşti.Büyük metropoller oluştu.İnsanların eksiye nazaran daha yüksek ve kalabalık binalarda yaşamaları gerekti.Buda insanları bireyselleştirdi .İnsanlar kendi başlarına hayatlarını idame ettirebildikleri  için başkalarına ihtiyaç duymamaya başladılar. İnsanlar yalnızlaştıdı ve bencilleşti.Anadolu insanının o bir tas çorbasını tanımadığı insanla paylaştığı o zamanlar son buldu.Anadolu insanının o sıcaklığı koybolmaya başladı.Komşusu açken tok yatan bizden değildir bilinci yok olmaya yüz tuttu.Çünkü Teknoloji k  aletler insanları evlere hapsetti. İnsanlar komşularını dahi tanıyamayacak hale geldiler.Eski akraba,komşu gezmeleri neredeyse tamamen bitti.İnsanlar birbirlerine yabancılaştılar.
Çağımızın hastalığı olan deprasyon ortaya çıktı.Trafik karmaşası,araba sesleri ,iş stresi bide bunlara  Anadoludan göç eden insanların yalnızlığı ve uyum problemi eklenince mutluluktan eser kalmadı.
Teknoloji insanların kimyasını bozarak maddeci bir yapıya büründürdü .İnsanlar kendileri için çalışan kendileri için yaşayan robotlar haline geldi.Haliyle insan maddeye değer verdi, manasını kaybetti.
Bütün bu yazdıklarımızdan ortaya çıkan tabloya baktığımızda hergün birbirini gören fakat birbirini tanımayan binlerce insan, hayatın keşmekeşi ve koşuşturması içinde geçen mutlu olmadan tükenen hayatlar.

                                                                                                   Ömer Faruk Çakır


25 Kasım 2012 Pazar

GÜÇLÜ TÜRKÇEMİZİ KAYBETMEYELİM


                                          GÜÇLÜ TÜRKÇEMİZİ KAYBETMEYELİM
Dil insalığın var olmasıyla birlikte ortaya çıkan insanların birbirleriyle anlaşmasını kaynaşmasını sağlayan en gelişmiş iletişim aracıdır.Bizim dilimizde orta asyada oluşmaya başlayan günümüze kadar başka dillerle etkileşime girerek zamanla zenginleşen bir dildir.Dilimizin bu kadar zengin olmasının en büyük nedenleri arasında konar göçer bir yapıya sahip olmak yatar.Sürekli gezen atalarımız başka milletlerle başka dillerle etkileşime girerek kelime haznesini geliştirmiş ve sondan eklemeli bir yapıya sahip oldugu için sürekli yeni kelimeler türetmiştir.Bundan dolayı bir nesenin bir durumun birden fazla hatta onlarca kelimeyle ifade edildiğini görürüz.Bugün bir köye gitseniz insanların çok farklı konuştuğunu yöreye özgü o zengin kelime hazneleriyle konuştuklarını görürüz.Oralardan şehirlere doğru geri döndüğümüzde karşımıza ''Market,Pet Shop,Cafe,Outlet'' diye yazan tabelalar çıkar.Sanırsınız ki yanlışlıkla ülke sınırını felan geçtimde yabancı bir ülkeye geldim.Her yer yabancı dille yazılmış isimlerle kaynıyor.Binlerce yıl içinde zenginleşerek büyüyerek dünyanın en zengin dilleri arasına giren dilimizi kullanmak yerine elalemin dilini kullanıyoruz.Yavaş yavaş televizyonlarda bize aşılanan yabancı kelime kullanmak havalıdır,seni modern gösterir sözleriyle tamamen asimile olmak üzereyiz.Batıyı örnek alıcaz diye tamamen onlar gibi yaşamaya onlar gibi konuşmaya başladık.Kendi öz benliklerimizin kültürümüzün dilimizin ne kadar zengin olduğunu unuttuk,unutturulduk.Savaşlarla ele geçiremedikleri ülkemizi şimdi bizi biz yapan değerlerden uzaklaştırarak ele geçiriyorlar.Tamam onların değerlerini, kültürlerini, dillerini tanıyalım öğrenelim ama kendi kültürümüzü unutarak tamamen onları kullanmayalım.Atalarımız ne güzel yapmış.İhtiyaçtan dolayı yeni bir kelime gelince yabancı dillerden ,onları türkçeleştirmiş.Böylelikle dilimiz yeni kelimeler kazanarak daha da zenginleşmiş.Şimdi biz napıyoruz bırakalım yeni gelen kelimeleri türkçeleştirmeyi,türkçesi olan kelimeler yerine yabancı kelimeleri kullanmayı tercih ediyoruz.''Berber yerine Kuaför,Fare yerine Mouse,Uyarı yerine Alarm,Yaptırım yerine Ambargo,Sıralama yerine Reyting..''saymakla bitmez.Neredeyse günlük konuşmalarımızda Türkçe kelime kullanmıyoruz.
 
    Binlerce yıldır büyüyerek zenginleşen dilimizi yavaş yavaş değiştiriyoruz. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun dediği gibi ''Türkçe giderse Türkiye gider.''Bu yüzden dilimize sahip çıklamalıyız.Başta televizyonlara çıkan kişiler olmak üzere konuşmalarımıza dikkat etmeliyiz.Türkçe kelimeler kullanıp yeni nesillerin de yabancı kelimelerden uzak kendi zengin dilimizin kelimelerini kullanmasını sağlamalıyız.Dilimizdeki bu değişim belki şimdi tam anlaşılamıyor ama bundan ikiyüz-üçyüz yıl sonra Türkçe kelime kullanmıyacaz tamamen yabancı kelimelerden oluşan bir dil kullanacağız.Şimdiden yolun başındayken buna dur diyelim. Türkçemizi kaybetmeyelim.

                                                                             ÖMER FARUK ÇAKIR