TEKNOLOJİ BİZİ NE KADAR MUTLU ETTİ?
Önümüzdeki yıllarda insaoğlunun kendine soracağı soru şu
olacaktır.Bizim daha fazla mutlu olabilmemiz için teknolojiye ne kadar
ihtiyacımız var veya teknoloji ilerledikte bizim mutluğumuz giderek artıyor mu ?Çünkü derinlemesine düşündüğümüz zaman 300-400 yıl
önceki insanlar bizden daha az mı mutluydular.Eğer mutluluğu ölçen bir araç ve
zaman makinemız olsaydı .Onların yanlarına gidip mutluluk derecelerini ölçseydik.Bide gelip bizim insanlarımızın mutluluğunu ölçsek
önümüze ne gibi sonuçlar çıkardı?Teknolojinin insanların mutlu olmaları için
çokda gerekli olmadığını anlardık.
Teknoloji insanların hayatlarını kolaylaştırdığı kadar
insanların hayatlarına sorunlarda getirmiştir.Teknolojinin gelişmesiyle
şehirleşmede büyük oranda arttı.Köylerden şehirlere göçler gerçekleşti.Büyük metropoller
oluştu.İnsanların eksiye nazaran daha yüksek ve kalabalık binalarda yaşamaları
gerekti.Buda insanları bireyselleştirdi .İnsanlar kendi başlarına hayatlarını
idame ettirebildikleri için başkalarına
ihtiyaç duymamaya başladılar. İnsanlar yalnızlaştıdı ve bencilleşti.Anadolu
insanının o bir tas çorbasını tanımadığı insanla paylaştığı o zamanlar son
buldu.Anadolu insanının o sıcaklığı koybolmaya başladı.Komşusu açken tok yatan
bizden değildir bilinci yok olmaya yüz tuttu.Çünkü Teknoloji k aletler insanları evlere hapsetti. İnsanlar
komşularını dahi tanıyamayacak hale geldiler.Eski akraba,komşu gezmeleri
neredeyse tamamen bitti.İnsanlar birbirlerine yabancılaştılar.
Çağımızın hastalığı olan deprasyon ortaya çıktı.Trafik
karmaşası,araba sesleri ,iş stresi bide bunlara
Anadoludan göç eden insanların yalnızlığı ve uyum problemi eklenince
mutluluktan eser kalmadı.
Teknoloji insanların kimyasını bozarak maddeci bir yapıya
büründürdü .İnsanlar kendileri için çalışan kendileri için yaşayan robotlar
haline geldi.Haliyle insan maddeye değer verdi, manasını kaybetti.
Bütün bu yazdıklarımızdan ortaya çıkan tabloya baktığımızda hergün
birbirini gören fakat birbirini tanımayan binlerce insan, hayatın keşmekeşi ve
koşuşturması içinde geçen mutlu olmadan tükenen hayatlar.
Ömer Faruk Çakır
Ömer Faruk Çakır